Meclisteki yeni değişiklik: Satış talimatı bekleyen yatırımcı da tasfiye kapsamında
Fon tasfiyesinde tartışmanın önemli başlıklarından biri, satış talimatı verdiği hâlde parasını alamayan yatırımcıların hangi statüde değerlendirileceğiydi. Çünkü satış emri vermekle, satış işleminin tamamlanması aynı şey değil. Bu ayrım, tasfiyeden yapılacak ödemelerde kimin hangi sıfatla hak sahibi sayılacağı açısından önem taşıyor.
21 Ekim’i 22 Ekim 2026’ya bağlayan gece TBMM Genel Kurulunda kabul edilen önerge, bu yatırımcıların durumunu açıkça düzenledi.
17 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS’a iletilmesine rağmen fonun temerrüdü veya birim pay fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlarda, payları bloke edilmiş yatırımcılar da fon pay sahibi olarak tasfiye hükümlerine tabi olacak.
Bunun günlük hayattaki karşılığı şu: “Ben fonumu satmak için talimat verdim ama işlem tamamlanmadı, param da hesabıma geçmedi” diyen yatırımcı, kabul edilen hükümdeki koşulları taşıyorsa tasfiye sürecinde fon pay sahibi olarak değerlendirilecek.
Burada yatırımcı açısından kritik nokta, satış talimatı vermiş olmanın kendisine ayrı bir ödeme statüsü sağlamaması. Düzenleme, bu işlemlerde bekleyen kişileri tasfiye kapsamına açıkça dahil ediyor; eski satış talimatındaki bedelin aynen ve öncelikle ödenmesini öngören ayrı bir hak tanımlamıyor.
PBLK ile SERB ayrımı neden gündeme geliyor?
PBLK, fon işlemi nedeniyle bloke edilen payların izlendiği TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabı; SERB ise Serbest Alt Hesap. Bunlar yatırımcının paylarının sistemde hangi hesapta bulunduğunu gösteren teknik kodlar.
Dolayısıyla PBLK’de bekleyen yatırımcıyla payları SERB’de bulunan yatırımcının kayıt durumu farklı olabilir. Ancak yalnızca bu kodlara bakarak birinin parasının kesinleştiğini, diğerinin hakkının daha az olduğunu söylemek doğru olmaz. İşlemin gerçekten tamamlanıp tamamlanmadığı ve kabul edilen hükmün koşulları birlikte değerlendirilmeli.
Meclisteki değişikliğin önemi de burada: Satış sürecinde bloke edilmiş belirli payların sahiplerinin tasfiye kapsamındaki konumu açıklığa kavuşturuluyor. Yatırımcının bundan sonra öğrenmek istediği ise kendi işleminin bu kapsama nasıl alındığı ve alacağının hangi kayıtlarla hesaplanacağı.
Şimdi hangi aşamadayız?
Geceki görüşmelerde teklifin ilk beş maddesi kabul edildi. Bu aşama, düzenlemenin tamamının yürürlüğe girdiği anlamına gelmiyor.
Ara ödeme için öngörülen 1 milyon TL ise koşullara bağlı bir üst sınır; herkesin alacağı sabit tutar değil. Asıl yeni gelişme, bekleyen talimatların tasfiyede nasıl değerlendirileceğine ilişkin kabul edilen hüküm.
Bu açıklık yatırımcı açısından değerli. Ancak uygulamada güvenin oluşması için banka ve aracı kurumların da “PBLK’de” veya “SERB’de” demekle yetinmeyip, kişiye işleminin hangi aşamada olduğunu ve hak sahipliğinin nasıl belirlendiğini anlaşılır biçimde açıklaması gerekiyor.