Dünya borsaları büyürken Türkiye nerede duruyor?

Bir borsanın büyüklüğünü yalnızca endeksin ulaştığı puanla değerlendirmek kolay, ama eksik bir yaklaşım. Ülkeleri karşılaştırırken daha farklı bir ölçüye ihtiyaç duyuyoruz: Borsada işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri.

Paylaşılan SIFMA/WFE derlemesine göre dünya hisse senedi piyasalarının toplam değeri, 2011’de 49,6 trilyon dolarken 2025 sonunda 157,8 trilyon dolara ulaşıyor. Aradaki fark yaklaşık 108,2 trilyon dolar, nominal büyüme ise %218.

Türkiye için paylaşılan yıllık seride toplam piyasa değeri aynı dönemde 197,07 milyar dolardan 404,35 milyar dolara yükseliyor. Bu, yaklaşık %105,2 artış demek.

Rakamlar Türkiye’de de büyüme olduğunu gösteriyor. Ancak bu büyümenin nasıl gerçekleştiği ve yatırımcıya ne ölçüde yansıdığı, toplam tutar kadar önemli.

Önce kavramı netleştirelim: Piyasa değeri nedir?

Bir şirketin piyasa değeri, hisse fiyatıyla toplam pay sayısının çarpılmasıyla hesaplanır. Örneğin 100 milyon payı bulunan bir şirketin hisse fiyatı 20 TL ise piyasa değeri 2 milyar TL’dir.

Bu rakam şirketin kasasındaki parayı veya yıllık kazancını göstermez. Şirketin bütün paylarının, o günkü fiyat üzerinden hesaplanan toplam değeridir. Borsanın toplam piyasa değeri de ilgili kapsamdaki şirketlerin değerlerinin toplanmasıyla bulunur.

Dolayısıyla dünya borsalarının 108,2 trilyon dolar büyümesi, piyasalara aynı tutarda yeni para girdiği anlamına gelmez. Hisse fiyatlarının değişmesi, işlem gören şirketlerin toplam değerini artırabilir veya azaltabilir. Değer artışı ile nakit girişini birbirinin yerine kullanmamak gerekir.

Küresel büyümenin merkezinde ABD var

Paylaşılan karşılaştırmada ABD piyasasının büyüklüğü 15,6 trilyon dolardan 68,9 trilyon dolara yükseliyor. Yaklaşık 53,3 trilyon dolarlık artış, tablodaki dünya toplamında oluşan büyümenin neredeyse yarısına karşılık geliyor.

Çin 3,4 trilyon dolardan 15,5 trilyon dolara, Hindistan ise 2 trilyon dolardan 10,6 trilyon dolara çıkıyor. Yuvarlanmış değerlerle Hindistan’daki artış yaklaşık %430.

Bu noktada oranla tutarı ayırmak gerekiyor. Hindistan yüzdesel olarak daha hızlı büyürken ABD, dolar tutarı bakımından çok daha büyük bir artış sağlıyor. Küçük bir piyasanın yüksek oranda büyümesiyle büyük bir piyasanın yarattığı toplam değer artışı aynı ölçü değil.

Tablodaki Avrupa Birliği de tek bir ülke değil, bir ülke grubu. Bu nedenle görseli ülkelerin birebir yarıştığı bir sıralamadan çok, farklı piyasa ve bölgelerin ölçeğini gösteren bir karşılaştırma olarak okumak daha doğru.

Türkiye’de büyüme var, fakat yol düz değil

Türkiye’nin 2011 ve 2025 değerleri yan yana konulduğunda toplam büyüklüğün iki katını aştığı görülüyor. Ancak aradaki yıllara bakınca oldukça dalgalı bir seyir ortaya çıkıyor.

Paylaşılan seride 2012’de 315,20 milyar dolar olan toplam piyasa değeri, 2018’de 149,26 milyar dolara geriliyor. 2020’de 237,47 milyar dolara yükselirken 2021’de 138,40 milyar dolara düşüyor. Sonraki yıllarda yeniden artarak 2025’te 404,35 milyar dolara ulaşıyor.

Bu nedenle yalnızca başlangıç ve bitiş değerlerini göstermek, dönemin tamamını anlatmaya yetmiyor. Aynı piyasada farklı tarihlerde yatırım yapan kişiler çok farklı sonuçlarla karşılaşabilir.

Borsanın uzun vadede büyümüş olması, yatırımcının bu süreçte kesintisiz kazandığını veya her hissenin aynı ölçüde değerlendiğini göstermez.

TL bazında yükseliş, dolar bazında büyüme demek olmayabilir

Türkiye’de hisse fiyatları TL ile oluşuyor. Dolar bazında karşılaştırma yapıldığında ise döviz kuru da hesabın bir parçası haline geliyor.

Basit bir örnek düşünelim: Toplam değeri 1 trilyon TL olan bir piyasa, dolar kuru 10 TL iken 100 milyar dolar büyüklüğündedir. TL değeri 1,5 trilyona yükselirken dolar kuru 20 TL’ye çıkarsa dolar bazındaki büyüklük 75 milyar dolara geriler.

Bu örnekte TL cinsinden %50 büyüme varken dolar cinsinden %25 küçülme vardır.

Bu yüzden TL bazındaki endeks rekorlarıyla dolar bazındaki piyasa büyüklüğü farklı bir görünüm sunabilir. Uluslararası karşılaştırma yaparken yalnızca fiyatların yükselip yükselmediğine değil, hangi para birimiyle ölçüm yapıldığına da bakmak gerekir.

Borsa büyüdüyse yatırımcı da aynı oranda kazanmış mıdır?

Toplam piyasa değeri, yıllar boyunca değişmeden tutulan bir yatırım sepetinin getirisi değildir.

Yeni şirketler halka arz olabilir, bazı şirketler borsadan ayrılabilir. Nakit sermaye artışları ve diğer şirket işlemleri toplamı değiştirebilir. Örneğin yeni bir şirketin borsaya katılması piyasanın büyüklüğünü artırır; fakat mevcut hisseleri taşıyan yatırımcının hesabına otomatik olarak kazanç yazmaz.

Temettüler de yatırımcının toplam getirisinin bir parçasıyken iki yıl sonunun piyasa değerini karşılaştırmak bunları doğrudan ölçmez.

Dolayısıyla Türkiye’deki yaklaşık %105,2 artışı, “Borsa yatırımcısı dolar bazında %105 kazandı” şeklinde yorumlayamayız. Piyasa değeri borsanın ölçeğini, getiri hesabı ise belirli bir yatırımın sonucunu anlatır.

Üstelik görseldeki tutarlar nominaldir; doların kendi satın alma gücündeki değişimden de arındırılmamıştır.

Türkiye’nin küresel payı için neden kesin bir oran vermiyoruz?

Verilerin kaynak tarafında önemli bir ayrıntı bulunuyor. SIFMA’nın 2025 dünya toplamı 157,8 trilyon dolar iken Dünya Bankası’nın ilgili göstergesinde yaklaşık 141,3 trilyon dolar görülüyor.

Bu farklılık, kullanılan serilerin kapsam ve yöntemlerinin eşleştirilmesini gerektiriyor. Türkiye’nin bir serideki değerini, kapsamı netleştirilmemiş başka bir dünya toplamına bölmek hesap makinesinde sonuç verir; ancak o sonucun karşılaştırılabilir olduğunu garanti etmez.

Sunulan serilerde Türkiye’nin büyüme oranı, küresel derlemedeki artışın altında kalıyor. Buna karşılık Türkiye’nin dünya içindeki payının tam olarak ne kadar değiştiğini söylemek için her iki yılın da aynı kapsamla hazırlanmış verilerini kullanmak gerekir.

Bu nedenle görselde büyüklükleri ve değişimleri gösteriyor, kesin bir küresel pay hesabı sunmuyoruz.

Büyüklük kadar büyümenin niteliği de önemli

Türkiye’de toplam piyasa değerinin dolar bazında iki katını aşması önemli bir değişim. Fakat bunu tek başına başarı göstergesi olarak sunmak da yalnızca küresel büyümenin gerisinde kaldığı için bütünüyle olumsuz değerlendirmek de eksik olur.

Asıl soru, büyümenin hangi kaynaklardan beslendiği. Mevcut şirketler daha güçlü faaliyet sonuçları mı üretiyor? Yeni halka arzlarla piyasanın kapsamı mı genişliyor? Değerlemeler ve döviz kuru toplamı nasıl etkiliyor?

Yatırımcı açısından bunlara bir soru daha ekleniyor: Borsanın büyümesi, ortak olduğu şirketlerin performansına ve kendi birikimine nasıl yansıyor?

Daha fazla şirketin borsaya gelmesi sermaye piyasasını genişletebilir. Ancak şirketlerin niteliği, kaynakların verimli kullanılması ve yatırımcıya karşı şeffaflık da aynı ölçüde önemlidir. Sadece toplam büyüklüğün artmasına bakarak piyasanın bütün sorunlarının çözüldüğünü söyleyemeyiz.

Dünya ile Türkiye’yi karşılaştırırken rakamların verdiği en yararlı ders bu: Büyüklük bize ölçeği gösterir; sağlıklı ve sürdürülebilir bir piyasa olup olmadığını anlamak için rakamların arkasına da bakmak gerekir.

Veri notu: Küresel karşılaştırma, SIFMA/WFE kaynak gösterilen derlemeye; Türkiye’nin yıllık değerleri ise Dünya Bankası/WFE kaynak gösterilen paylaşılan tabloya dayanmaktadır. Tutarlar nominal ABD doları cinsindedir. Küresel değerler yuvarlandığından oranlarda küçük farklılıklar oluşabilir. Farklı serilerden kesin küresel pay hesabı yapılmamıştır.

Bu içerik bilgilendirme ve finansal okuryazarlık amacıyla hazırlanmıştır; yatırım tavsiyesi değildir.